Buse ile birebir dersler

Sana özel bir planla, konuşarak ilerle.
Benimle birebir çalışabilir veya seviyene uygun küçük bir grupta konuşma pratiğine katılabilirsin.

Sana özel bir planla, konuşarak ilerle.
Bildiğin İngilizceyi küçük bir grupta kullan.
50 dakika En fazla 6 öğrenci
Bu ifadeler her durumda birbirinin yerine geçmiyor. Kime, hangi durumda ve hangi tonla konuştuğuna bakıyoruz; derslerde senin kurduğun cümleler üzerinden çalışıyoruz.
I think the same.
We’re on the same page.
“We’re on the same page”, aynı fikirde olduğunuzu veya birbirinizi anladığınızı belirtir.
I think you are right.
Makes sense. Fair enough.
“Makes sense” bir şeyi mantıklı bulduğunda; “fair enough” bir gerekçeyi kabul ettiğinde kullanılır.
I understand you.
I see where you’re coming from.
Birinin bakış açısını anladığını söylerken bu kalıbı kullanabilirsin.
Her derste bir senaryo üzerinden konuşuyoruz. Konuşurken zorlandığın sesleri ve kalıpları çalışıyor, sonraki derste neyi tekrarlayacağımızı not alıyorum.
Yaklaşan toplantına, gireceğin mülakata ya da taşınacağın şehirdeki günlük hayatına hazırlanıyoruz. Kendi kurduğun cümlelerle tekrar yaptıkça konuşmak kolaylaşıyor.
Senin hayatından
Busespeaks· şimdi
Bu haftanın dersi hazır
Yaklaşan toplantın · 50 dk
Flap T, birbirine bağlanan sesler, düşen heceler ve cümle ritmi üzerinde çalışıyoruz. Hangi sesin nerede değiştiğini kendi cümlelerinde deniyorsun.
Yazıldığı gibi değil
İki ünlü arasındaki “t”, yumuşak bir “d” sesine dönüşür.
Bağlanan sesler: dört kelime birleşiyor.
Kelimeler yazıldığı gibi ayrılmıyor.
Duraksadığın kalıpları ve düzelttiğimiz sesleri not alıyorum. Sonraki dersi bu notlara göre hazırlıyorum.
Ders sonu kaydı
50 dkSonraki dersin planı
Sonraki derste bu üç noktaya yeniden çalışıyoruz.
Dersin sonunda tuttuğum notlar, bir sonraki dersin senaryosunu belirliyor.
Dersleri hazır bir kitaptaki sıraya göre işlemiyoruz. Neye çalışacağımıza ben karar veriyorum; önceki derslerin notları da plan yaparken bana yol gösteriyor. Sen ilerledikçe çalıştığımız konuları ve alıştırmaları buna göre seçiyorum.
Son dersinin analizine bakıp hangi senaryoyla devam edeceğimize karar veriyorum. Kütüphanedeki dersi de buna göre seçiyorum.
Seçtiğim senaryoyu olduğu gibi bırakmıyorum: hedefine uymayan kısımları çıkarıyorum, akışı değiştiriyorum, gerekirse sana özel yeni bir bölüm yazıyorum.
Ders başlamadan o günün cümlelerini, telaffuz çalışmasını ve sorularını hazırlıyorum. Böylece dersin zamanını konuşarak değerlendirebiliyoruz.
Elli dakika konuşuyoruz. Duraksadığın yeri, Türkçeden çevirdiğin kalıbı, düzelttiğimiz sesi ders sürerken not alıyorum.
Dersin ardından düzeltmeler, notlar ve ödevin portalında kalıyor. Bir sonraki dersi planlarken de bu notlara bakıyorum.
Ders notların portalında birikiyor. Sonraki dersin konusunu seçerken ve alıştırmaları hazırlarken bu notlara bakıyorum.
İkinci ayİkinci ay da aynı adımlarla ilerliyoruz. Bu kez önceki derslerdeki çalışmalarımızı temel alıp kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Zoom linki yok, kurulacak uygulama yok. Tarayıcıdan giriyorsun; ders, materyal ve arşiv aynı yerde duruyor.
Link aramak yok
Ders başlayınca hangi sayfadaysan bir bant çıkıyor, tek tıkla giriyorsun.
Görüşme aynı sayfada
Görüntülü görüşme penceresi ders ekranında duruyor; yerini sen seçiyorsun.
Ders notların hesabında kalıyor
Ders materyallerine, düzeltmelere ve ödevine istediğin zaman dönüp bakabiliyorsun.
Could you hold on to this for a second while I check the size?
Sure, take your time.
Öğretmenden:
Can you hold this a second?
Could you hold on to this for a second?
İlk cümle de doğru. İkinci cümlede “could you” ricayı daha yumuşak ifade ediyor; “hold on to” ise bir şeyi bir süre elinde tutmak anlamında kullanılıyor.
Bu dersten hatırlamak istediklerinizi not alın.
20 dkÇıkCould you hold on to this for a second?
Telefonda da aynı
Ön görüşmede seviyeni ve hedefini konuşuyoruz. Program sana uygun değilse bunu açıkça söylüyorum.
Birebir dersler